1/10/2009 ·
Bilgisayarınızın Program Ekle/Kaldır listesinden bir programı silmeye çalışıyorsanız ve program silinmemekte ısrar ediyorsa, büyük ihtimalle silmeye çalıştığınız yasal olmayan bir yazılım kopyasıdır.
Windows, yasal olmayan bir kopya tespit ettiğinde onu silinmemesi için Windows Kayıt Defteri’ne yedekler.
Bilindik program kaldırma yöntemleriyle silinmemelerinin gerekçesi de budur.
Bu yasal olmayan kopyalardan ya da istenmeyen programlardan kurtulmak istedikleri halde bu programları bilgisayarlarından silemeyen pek çok kimse sırf bu sebeple bilgisayarlarını yeniden formatlamayı bile düşünmüştür.
Bu inatçı programları sistemden silmek için bazı yazılımlar dahi geliştirildi. Bunların hiçbirine gerek kalmadan sisteminizdeki istenmeyen bir yazılımı silmenin daha kolay bir yolu var.
O da; pek az kimsenin ya da uzman bilgisayar yazılımcılarının bildiği Kayıt Defteri temizleme yöntemidir.
İstenmeyen bir programı bilgisayarınızdan silmeye başlamadan önce tüm açık programları kapatın ve Masaüstü’ne dönün.
Sırasıyla, önce Başlat menüsünü açıp Çalıştır’a basın. Karşınıza çıkan yazma alanına regedit yazdıktan sonra Enter’e basın.
Karşınıza Windows Kayıt Defteri çıkacaktır. İlk olarak;
HKEY menüsünü açın. Sonra onun alt klasörü olan,
LOCAL klasörünü açın. Sonra onun da alt klasörü olan,
LOCAL MACHINE klasörünü açın. Sonra onun da alt klasörü olan,
SOFTWARE klasörünü açın. Sonra onun da alt klasörü olan,
MICROSOFT klasörünü açın. Sonra onun da alt klasörü olan,
WINDOWS klasörünü açın. Sonra onun da alt klasörü olan,
CURRENTVERSION klasörünü açın. Sonra onun da alt klasörü olan,
UNıNSTALL klasörünü açın.
Karşınıza bir program listesi çıkacaktır. Bu listeden istediğiniz programı seçip silebilirsiniz.
Tüm bu işlemleri başarıyla tamamladıktan sonra Program Ekle/Kaldır listesini kontrol ettiğinizde o inatçı programın adının listede olmadığını görebilirsiniz.
01 Ekim 2009
Ercan AKSAN
Yorum (yok)
Yorum yaz!
27/9/2009 ·
Geçen gün Aysel’i gördüm, yine seni sordum.
Yüzün gülüyormuş, çok sevindim.
Bende kalan mektuplarını istemişsin.
Hani; şu kâğıttan, minik, pembe gemiler yaptığım.
Belki, seni bana geri getirirler diye her gece gözyaşlarıma saldığım.
25 Ağustos 2009
Erdal Fikret AKSAN
Yorum (yok)
Yorum yaz!
27/9/2009 ·
Her ne kadar milleti var eden devlet gibi görünse de, devlete vücut veren asıl güç millettir.
Devlet; siyasi olduğu kadar ekonomik bir güçtür de aynı zamanda.
Devlet; bu siyasi gücünü de, ekonomik gücünü de temsil ettiği halktan alır. En büyük ekonomik güç devlettir.
Bu gücün çok büyük bir kısmını da saldığı vergilerden elde eder. Devlet aynı zaman da en büyük ticari yatırımcıdır da..
Salınan vergilerin ve yapılan tüm ticari faaliyetlerin tek bir amacı vardır; devletin asli görevi olan sağlık, eğitim, güvenlik, adalet ve alt yapı hizmetleri gibi gider kalemlerinin finansmanı..
Bu ticari faaliyetlerden biride; alkol ve tütün üretimidir. Devletler her yıl binlerce ton alkollü içecek ve sigara üretip satarlar.
Bu üretime geçmek için çok büyük çaplı yatırımlar gerekir. Bu yatırımlar da, halktan toplanan vergilerle yapılır ve son derecede doğaldır.
Kurulan bu tesislerde yine binlerce işçi ve memur istihdam edilir. Bunların maaşları, sigortaları vb. giderlerde yine hazineden karşılanır.
Sonraları üretilen alkollü içecekler ve tütün mamullerini denetlemesi için bir üst kurul kurulur. Bu kurulda yer alan yöneticiler, teftiş elemanları, danışmanlar ve memurların masrafları da yine hazineden karşılanır.
Daha sonra, üretilen bu mamuller piyasaya arz edilir. Bu ürünleri satması için girişimcilere para karşılığı ruhsat verilir.
Satılan bu mamullerden yine vergi alınır.
Bu öylesine bir hırstır ki, neredeyse her sokağın başında bir TEKEL bayisi açılmasına izin verilir. TEKEL bayisi olmayan yerlerde bakkal ve marketlere de alkollü içecek ve sigara satışı için izin verilir. Amaç satılan üründen vergi yani gelir elde etmektir.
Bu kısaca, şu demek.
İki sokak beride, ülkenin gençlerini alkol ve sigaraya devlet eliyle alıştırmak demektir. Üç kuruş vergi ve gelir elde etmek için ülkenin pırıl pırıl gençlerini bağımlı hale getireceksiniz. Bir süre sonra bakacaksınız ki, bu gençler sapır sapır dökülüyor veya suça meyyal bir hal alıyor. Kendi elinizle bu hale getirdiğiniz gençleri tedavi etmek için iki sokak geride AMATEM adıyla tedavi merkezleri kuracaksınız.
Üstelik bu merkezlerde yer alacak olan cihazlar ve ilaçlar için de yabancı devletlere kamyon yüküyle para ödeyeceksiniz.
Bu masrafları da yine halktan topladığınız vergilerden harcayacaksınız.
Haydi tüm bu süreci gözden kaçırdınız diyelim, bağımlı hale getirdiğiniz bu gençlerin yaşı ilerledikçe siroz ve kanser hastası olduklarında da, sosyal devlet olmanın gereği bu insanları tedavi etmek için, dünyanın en pahalı tedavi yöntemi olan kanser tedavisi için eşek yüküyle para harcayacaksınız.
Bu masrafları da yine hazineden karşılayacaksınız.
Bu tedavi sürecinde görev alan uzmanların yetişmesi için harcanan masraf ve emeği saymıyorum bile….
Üstelik tüm bunları; şu ya da bu sebeple hayatta ağzına içki ve sigara sürmemiş insanlardan topladığınız vergilerle yapacaksınız.
Böyle iki yüzlülük olur mu?
Devlet iki yüzlülük yapar mı?
19 Nisan 2009
Erdal Fikret AKSAN
Yorum (yok)
Yorum yaz!
27/9/2009 ·
Jaws for Windows; Freedom Scientific şirketince görme engelli ve az görenler için geliştirilmiş bir ekran okuma (screen Reader) yazılımıdır.
Bu yazılımın, Professional ve home edition olan iki ayrı sürümü bulunmaktadır. Kullandığınız işletim sistemine göre bu sürümlerden birini tercih etmek zorundasınız.
Jaws for Windows’un orijinal dili İngilizcedir. Bu yazılımla birlikte bilgisayarınıza ek olarak GVZ, Speaker ya da Aylin gibi bir Türkçe ses sentezleyici ilave yazılımı da yüklemeniz gerekecektir.
Türkçe ses sentezleyicilerin içinde en profesyonelce çalışanı GVZ’DİR.
Jaws for Windows en iyi performansı xp’de gösteriyor. Vista için üzerinde biraz daha çalışılıp geliştirilmesi gerektiği kanaatindeyim.
Jaws for Windows, Excel, Word, MSN ve Outlook gibi uygulamalarla da sorunsuz çalışabiliyor.
Bu yazılımı Powerpoint, AutoCAD ve Photoshop gibi uygulamalarla kullanmak isterseniz sukut-u hayale uğrarsınız çünkü jaws for Windows fotoğraf ve grafikleri okuyamaz içeriğini size tarif edemez.
Sadece, varlıklarından sizi haberdar edebilir.
Elinizde okunması gereken bir belge varsa ve bu belgeyi okutacak birilerini bulamadıysanız bu belgeyi yazıcınızdan PDF ya da HTML formatıyla tarattığınızda jaws for Windows sizin için onu okuyacaktır.
Bu yazılım sayesinde bilgisayarınızı gören bir bilgisayar kullanıcısına yakın rahatlıkta kullanabilirsiniz. MSN’DE chat yapabilir, e-posta alıp gönderebilir, word ve excel’de belge hazırlayabilirsiniz.
Jaws for Windows ile bilgisayarınızı yönetirken bilinenin aksine kendi sesinizi değil, klavye tuşlarını kullanacaksınız.
Jaws for Windows, hiçbir şeyi kendiliğinden yapamaz. Ona ne yapması gerektiğini ve nereleri okuması gerektiğini siz göstereceksiniz.
Jaws for windows’u bilgisayarınıza kurduktan sonra windows’a her başlat komutu verdiğinizde (bilgisayarınızı her çalıştırdığınızda) Jaws for Windows sistem tepsisinde otomatik olarak çalışmaya başlayacaktır.
Jaws’ı istediğiniz an kapatabilir ve istediğiniz an yeniden başlatabilirsiniz. Ayarlarını ve dilini değiştirebilirsiniz.
Bilgisayarınızda jaws for Windows yüklüyse ve bilgisayarınızı bu yazılımla yönetiyorsanız artık fareye ihtiyacınız olmayacak demektir.
İhtiyaç duyacağınız şeyler sadece bir bilgisayar kasası, bir klavye ve hoparlör olacak. Bir bilgisayar ekranına dahi ihtiyacınız olmayacak.
Jaws for windows’u klavye komutlarıyla yöneteceğinizden bu klavye komutlarını öğrenmeniz gerekecektir.
Bu komutları öğrenmek biraz vakit alabilir ancak bu komutları öğrenmedikçe bu yazılımı kullanamazsınız.
Her bilgisayar programına mahsus ayrı jaws komutları olduğu, bu komutların da pek çok yerde farklılık gösterdiği gözden kaçırılmamalıdır.
Jaws, kendi içinde bir yardım menüsüne de sahiptir. Hangi program üzerinde çalışıyorsanız o programa özel ana komutlar hakkında jaws size bilgi verebilme özelliğine de sahiptir.
Pek çok Büyükşehir Belediyesi görme engelliler için Jaws for Windows ile bilgisayar kullanımı hakkında ücretsiz kurslar düzenlemekteler.
(İstanbul Büyükşehir Belediyesi BİMER v.b.)
Görme engelli bir bilgisayar kullanıcısıysanız gören bilgisayar kullanıcılarıyla aranızdaki farkı ancak bu yazılımla en aza indirebileceğiniz gerçeği unutulmamalıdır.
Jaws for Windows, en çok web sitelerinde gezinti yaparken rahatlığını hissettirecektir. Jaws for windows’un bir sanal imleci bulunmaktadır. Bu imleç web sayfasında sanal olarak gezinmeye başlar ve gördüğü her şeyi sizin için okur.
Gezinti sırasında karşısına bir resim ya da grafik çıktığındaysa, onu okuyamayacak sadece resim, grafik ya da logo deyip geçecektir.
Bunun dışında, karşılaşabileceğiniz en büyük sorun; hemen her web sitesinde bulunan resim doğrulama uygulaması olacaktır.
Bu uygulama, sizin bir insan olduğunuzun robot olmadığınızın sistem tarafından algılanabilmesi için web tasarımcılarınca güvenlik maksatlı olarak kullanılır.
Bu güvenlik karakterleri resim olduğundan jaws for Windows bunları hiçbir zaman göremeyecek ve size bilgi veremeyecektir. Bu durumda yapabileceğiniz tek şey gören bir yakınınızdan bu karakterleri size okumasını istemeniz olacaktır.
Bu duruma duyarlı olan bazı web tasarımcıları hazırladıkları web sitelerinin içine görme engelliler için özel bir link koymaktadırlar.
Görme engelliler için özel olan bu linke tıkladığınızda önünüze yeni bir sayfa açılacak ve göreceksiniz ki, jaws for Windows bu sitede gezinirken performansının zirvesine çıkacaktır.
Öyle ki, gördüğü resim ve grafikleri dahi size tarif edebilecektir.
Resim doğrulama uygulaması da bu özel sayfada karşınıza çıkacak ama site ya da sayfa görme engelliler için tasarlandığından hiçbir sorun yaşamayacaksınız.
Ses çal düğmesine bastığınızda bilgisayar size bazı rakam ve harfleri okumaya başlayacak siz de duyduğunuz bu sesleri ilgili form alanına yazarak güvenlik sorgusundan rahatça geçebileceksiniz.
Günümüzde bazı web siteleri görselliğe önem verdiğinden flash’larla hazırlanmaktadır ve jaws böyle bir web sitesiyle karşılaştığında yapabileceği fazla bir şey bulunmamaktadır.
Jaws for windows’un nasıl çalıştığına bir örnek vermek gerekirse;
Önce bilgisayarınızı başlatın. Bir süre sonra jaws for Windows otomatik olarak devreye girecektir. Jaws for Windows hazır sesini duyduktan sonra,
Parmağınız Windows tuşuna basılıyken M tuşuna da basın. Sanal imleç masaüstündeki ilk simgenin üzerine gelecek ve o ilk simgenin adını okuyacaktır. Örneğin Belgelerim diyecektir.
Enter tuşuna basarsanız Belgelerim klasörü açılacaktır. Hangi simgenin üzerine gitmek istiyorsanız o simgenin adının ilk harfine basın.
İnternet Explorer için İ harfine basın. Sanal imleç İnternet Explorer simgesi üzerine taşınacaktır. Enter’e bastığınızda İnternet Explorer giriş sayfası açılacaktır.
F6 tuşuna bastığınızda sanal imleç kendisini Adres Çubuğu’na taşıyacaktır. Buraya örneğin; www.sabah.com.tr web adresini yazın ve ardından Enter tuşuna basın.
Bir süre sonra jaws for Windows size Sabah ana sayfa diyecektir.
*Sayfadaki düğme ve form alanlarını listelemek için eliniz İnsert ya da numara pedindeki 0 tuşuna basılıyken F5,
Başlıkları listelemek için eliniz İnsert ya da numara pedindeki 0 tuşuna basılıyken F6,
Linkleri listelemek için ise eliniz yine İnsert ya da numara pedindeki 0 tuşuna basılıyken F7’ye basın.*
Şimdilik, insert + F7 tuşuna basarak linkleri sıralayın. Karşınıza bir liste çıkacak bu listeyi yukarı aşağı ok tuşlarıyla gezebilirsiniz ya da istediğiniz bir linkin ilk harfine basarak imleci o linke taşıyabilirsiniz. Örneğin linkler sıralıyken Y harfine basarsanız imleç kendisini doğrudan yazarlar linki üzerine atacaktır. Enter’e bastığınızda yazarlar sayfası karşınıza gelecektir.
Yeniden İnsert + F7 tuşuna basın ve linkleri tekrar sıralayın. Linkler sıralıyken örneğin; E tuşuna birkaç kez basın. Engin ARDIÇ’I duyduğunuzda Enter’e basarak Engin ARDIÇ’I seçin.
Karşınızda Engin ARDIÇ’IN sayfasını bulacaksınız.
Şimdi ise makalelerin başlıklarını görmek için, İnsert + F6 tuşuna basın. Karşınıza başlıkların listesi çıkacaktır. Bu listeyi yine aşağı yukarı ok tuşlarıyla gezebilirsiniz.
En üstteki başlığın üzerine gelin ve Enter’e basın. Engin ARDIÇ’IN son makalesinin başlığını seçmiş oldunuz.
Şimdide bir eliniz İnsert ya da numara pedinde ki “0” tuşuna basılıyken bir elinizle de aşağı ok tuşuna basın.
Jaws’ın sanal imleci size makaleyi okumaya başlayacaktır.
Gerekli ince ayarları yaparsanız jaws size herhangi bir yazıyı okurken tırnak işareti, aç parantez, kapa parantez, virgül vb. gibi ayrıntıları da söyleyecektir.
NOT: jaws’a bu komutları verirken numara kilidinin kapalı olmasına dikkat etmeniz gerekmektedir.
26 Eylül 2009
Ercan AKSAN
Yorum (yok)
Yorum yaz!
28/8/2009 ·
1994 ya da 1995 yazıydı. Ortaköy’de oturan bir kız arkadaşımızın evindeydik. Saat 23.00 sularında zil çaldı. Ev sahibi olan kız arkadaşımız kapıda kimseyi göremeyince akşamın o saatinde zile basanın kim olduğunu görebilmek için pencereden aşağı baktı ve telaşlı bir sesle,
-Eyvah, polis gelmiş. Dedi.
O zamanlar yirmi yaşımızda bile değildik, çok genç olmanın verdiği cesaretle biz iki erkek,
-Polisse polis. Ne korkuyorsun? Korkma aç kapıyı. Dedik.
Bugünkü aklımız olsa bu akıl dışı sözleri sarf edebileceğimize ihtimal dahi vermiyorum.
Kısa bir süre sonra kapıda iki polis memuru göründü ve arkadaşımıza,
“Bizimle Beşiktaş emniyetine geleceksiniz” dediler.
Biz ortada emniyete gidilmesini gerektirecek bir durum olmadığına inandığımızdan itiraz ettik. Şivesinden doğu kökenli, hal ve hareketlerinden de agresif ve diğer polis memurundan da kıdemli olduğu kolaylıkla anlaşılan polis memuru itirazımıza öfkelendi ve neredeyse evin salonuna kadar girdi. Sonrada kendisine kapıyı açan ev sahibine,
-Ne iş yapıyorsun? Diye sordu.
-Otelciyim, Prenses Otel’de çalışıyorum.
Onun ayaküstü sorgusu bitince arkadaşıma döndü ve
-Sen ne iş yapıyorsun? Dedi.
-Sporcuyum.
-Sporcu mu, ne sporcusu?
-Kendi spor salonum var benim.
Sonra bana dönerek,
-Sen ne iş yapıyorsun? Dedi.
-Bende sporcuyum, aynı yerde çalışıyoruz.
Sıra evdeki son bireye gelmişti. Diğer kız arkadaşımıza dönerek,
-Sen ne iş yapıyorsun? Diye sordu.
-Muhabirim ben.
-Nee, muhbir mi?
-Hayır. Muhbir değil, muhabir.
-Muavir ne demek?
-Gazeteciyim yani.
-Gazete mi, hangi gazete?
-Show TV
-Show TV mi, hani gazeteciydim?
-Tamam, aynı şey işte. Hepsine gazeteci deniyor.
-Şeylik yapma, gazetecinin ne olduğunu biz de biliyoruz.
Son arkadaşımızın da sorgusu bitince kafası epeyce karışan o memur eliyle çenesini sıvazladı ve olayın başından beri hiç sesini çıkarmadan olanı biteni anlamaya çalışır gibi duran diğer polis memuruna dönerek,
-Sen bekle burada, birazdan geliyorum ben. Dedi ve koşar adımlarla basamaklardan indi.
Onun aşağı inmesinin ardından kapıyı kapattık ve bizimle kalan polis memuruna oturması için bir yer gösterdik. Gösterdiğimiz yere oturdu. Salonun ortasında duran sehpa üzerinde çerez tabakları ve şarap kadehleri vardı. Kızlardan biri misafirimize,
-Sizde içer misiniz, size de bir kadeh getireyim mi? Diye sordu.
Polis memuru gayet kibarca,
-Teşekkür ederim, görevdeyim. Diyerek arkadaşımızın ikramını reddetti. Oturuşundan bile kibar ve birazda mahcup olduğu kolaylıkla anlaşılan polis memuru kısa bir sessizliğin ardından,
-Ne var ki bunda? Gençliğimizde bizde arkadaşlarımızla böyle toplanır, eğlenirdik. Diye söze başladı ve epeyce açılmış alnını göstererek,
-Şimdi yapmayacaksınız da ne zaman yapacaksınız. Genç insanlarsınız tabii ki eğlenmek hakkınız, bizim yaşımıza geldiğinizde oturduğunuz yerden kalkacak takatiniz bile olmayacak, boş verin siz... Dedi.
Aramızda kısa sürede samimi bir sohbet havası oluşmaya başlamıştı ama telsizinin mandallanmasıyla toparlanma ihtiyacı duydu.
O agresif memurun gidişinin ardından yaklaşık onon beş dakika kadar geçmişti ki, kapının zili yeniden çalındı.
Kapıyı açtığımızda, o agresif memur kapıdaydı ve tek başına değildi. Yanında bir de emniyet amiri vardı. İkisi de doğrudan eve girdiler.
“Arama izni” mi? O zamanlar polise böyle şeyleri soramıyordunuz. O ancak dizi ve filmlerde mümkün olabilen ütopik ve demokratik bir ritüeldi.
Otuz ya da otuz beş yaşlarındaki genç emniyet amiri yanındaki memura dönerek,
-Hangisi? Diye sordu.
O agresif memur eliyle arkadaşımızı işaret etti ve
-Budur, amirim. Dedi.
Genç amir çok öfkeliydi. Öfkesi vücut diline de yansımıştı. Tüm öfkesiyle arkadaşımıza dönerek,
-Hanım efendi! Sizin gazeteci olmanız neyi değiştirir? Diye sordu.
-Hiçbir şeyi değiştirmez. Ne oldu ki?
-Mademki sizin gazeteci olmanız hiçbir şeyi değiştirmiyorsa niçin bu arkadaşa
*ben gazeteciyim*dediniz?
-Bize ne iş yaptığımızı sordu, ben de gazeteciyim dedim.
Emniyet amiri öfkesinde haklıydı. O yıllarda özel televizyon kanalları yeni yeni kurulmaya başlamıştı ve altın çağlarını yaşamaktaydılar.
Bu kanallarda çalışan deneyimsiz gazeteciler kendilerini dokunulmaz zannediyor ve her konuda söz sahibi oldukları gibi bir inanca sahip olduklarından da ortalığı kolaylıkla velveleye verebiliyorlardı.
Hadleri ve yetkileri olmayan her işe burnunu sokmayı gazetecilik zanneden bu tecrübesiz gençlere polis sürekli müdahale etmek zorunda kalıyor, polisin bu müdahalesi de toplumun geniş kesimlerine hitap edebilecek olanaklara sahip TV kanallarının Ana haber bültenlerinden
“Özgür basına faşist saldırı” şeklinde yansıtılıyordu.
Genç emniyet amiri de, o cahil memurunun kendisine verdiği yalan yanlış ifadenin ve mesleki reflekslerinin tesiriyle gereksiz yere öfkelenmiş ve gecenin bir yarısı kalkıp o gazetecilerden biri zannettiği arkadaşımıza haddini bildirmeyi düşünmüş olmalıydı.
Öfkesinin sebebi buydu ama mahcup olduğunu düşünüyordu. Bir süre bizi teker teker süzdü ve kendisini oraya getiren memuruna öfkeyle baktıktan sonra
-Neyse. Kusura bakmayın, bir yanlış anlama olmuş. Dedi.
Biz o saatte polislerin ne gerekçeyle bizi emniyete götürmek istediklerini sorduk. Belli ki komşular şikâyet etmişti ama emniyet amiri öyle mahcup olmuştu ki, bunu söylemek yerine
-İki sokak yukarıda bir oto hırsızlığı olmuş, (beni işaret ederek) kaçanlardan birinin eşkâli bu arkadaşa benziyormuş, onu da az önce bu binaya girerken görmüşler… Dedi ve başka hiçbir şey söylemeden memurlarını da yanına alarak evden ayrıldı. Oysaki biz binaya gireli en az iki saat olmuştu.
Emniyet amiri, o cahil memurunun kendisini düşürdüğü bu tuhaf durumdan kurtarabilmek için ayaküstü ancak bu kadarını uydurabilmişti.
İşte size iki değişik devlet memuru örneği. Biri bulunduğu makama bileğinin hakkıyla gelmiş mektepli ve zeki bir emniyet amiri diğeri muhtemelen eşdost torpiliyle devlet kapısına yamanmış alaylı ve cahil bir polis memuru.
*İşte bu yüzden biri emniyet amiri öteki sadece polis memuru, herkes hak ettiği yerde...* denilebilir ama o kadar kolay değil. Nerede olursa olsun üzerinde devletin üniformasıyla iş yaptığı sürece hal ve hareketleriyle, zekâsıyla… Devleti temsil ediyor demektir.
Acaba, hangi siyasi partinin il ya da ilçe başkanı, hangi meclis üyesi, hangi asker ya da sivil bürokrat zamanında elinden tutup devlete yamamıştır bu adamı?
Haydi, bir kazadır oldu, kim bu adamı İstanbul’un en turistlik ve en eğitimli, gelir seviyesi en yüksek kesiminin yaşadığı ilçelerden birinde görevlendirdi?
Zamanında birileri bu adamın elinden tutmasaydı bu adam memur olabilir miydi? Bırakın memurluğu özel sektörde dahi böylesine prestijli bir iş bulabilir miydi? Mümkün değil.
İşte KPSS bu yüzden önemli. Ecevit hükümeti; işe memur alınacaksa bu memur adaylarının bilgi ve genel kültür seviyelerinin merkezi bir sınavla tespit edilmesi gerekliliğinin farkına vardı.
Ecevit, bu fikrinde samimiydi belki ama kanunu hazırlayan bürokrasiyle mecliste oylayan vekiller başlarına geleceği bildiklerinden pek çok kanunda yaptıkları gibi bu kanunda da bilinçli olarak bir iki gedik bıraktılar.
Yine birileri eşini dostunu devlet kapısına yamamak isteyecekti ve bunun için de ucu açık bir eleme sistemi olan mülakat uygulaması devreye sokuldu.
Böylece, Türk solunun herkesi yoksullukta eşitlemeyi sosyal eşitlik sandığı gibi tüm memur adaylarını da eşitsizlikte ve haksızlıkta eşitleyerek eşitliği, adaleti sağlamış olduklarını sandılar çünkü mülakatı yapacak olan heyetin huzuruna çıkabilmek için KPSS’den belli bir puan alıp barajı geçmek gerekiyordu.
Şayet, bir haksızlık yapılacaksa en azından zeki insanlar arasında yapılmalıydı.
Bugün pek çok devlet memuru adayı KPSS’ye isyan ediyor. Bu isyankârlardan pek çoğu isyanlarında haklı pek az bir kısmı isyan ederken sadece ezberlerini okuyor.
Samimi isyancılar isyan ederken aslında şunu söylemeye çalışıyor,
-Bu sınav saçmalığı da nereden çıktı? Benim babam meclis üyesi, biz filanca beyi tanıyorduk, biz yalanca paşanın ya da müsteşarın akrabasıyız…onlar beni ne güzel; istediğim bir kurumda istediğim bir makama yerleştirivereceklerdi ve ben de ömrüm boyunca hiç işsizlik kaygısı taşımadan, tam bir sosyal güvenlik şemsiyesi altında, devletin sadece memuruna tanıdığı her türlü imtiyazdan sonuna kadar faydalanacaktım. Beş senedir her yıl giriyorum bu sınava hala barajı bile geçemedim.
Haksızlık, ilkellik bu!..
Eskiler bu neviden bir durumla karşılaştıklarında “Ehven-üş Şer” yani “kötünün iyisi” derlermiş.
Bu sınav sistemi de şimdilik eskiye nispetle ehven-üş şer (Adalet-i İzâfiye) işte…
23 Ağustos 2009
Erdal Fikret AKSAN
Yorum (yok)
Yorum yaz!
« Önceki ::